Sağlık

Véronique marka ortam kokuları Avrupa standartlarına ve Türkiye mevzuatlarına uygun olarak İspanya'da üretilmektedir. Ürünlerin üretiminde kullanılan esanslar genel olarak bitkisel yağlardan ve zararsız diğer yardımcı maddelerden oluşmaktadır. Herhangi bir kanserojen madde içermez. Tütsü-mum gibi dumanla ve aerosol sprey gibi gazla değil; su ve alkol ile ortama yayılır. Böylece duman veya gaz solumazsınız. 
 
Ortam kokuları, yani teknik ismiyle hava aromatize edici ürünler, teneffüs edilmeleri nedeniyle ürün ambalaj etiketlenmesi sıkı bir mevzuata tabidir. Koku kesesinden tütsüye kadar aklınıza gelen tüm kokulu ürünlerin etiketlerinde, mevzuatın zorunlu kıldığı bütün ihtimaller düşünülerek yazılmış birçok farklı ve faydalı uyarı istisnasız olarak bulunmalıdır. Satın alırken mağaza veya marka ayrımı yapmadan, etiketlerdeki bilgilerin ayrıntılı verilip verilmediğini mutlaka inceleyin. Detayların azlığı veya çokluğu, mevzuata uygun hareket edilip edilmediğinin ve gerekli belgelerin tamamlanıp tamamlanmadığının sinyallerini verebilir.
 
Aerosol spreyler gibi gazla ve mum-tütsü gibi dumanla yayılan hava aromatize edici ürünleri teneffüs etmenizin sağlığınıza olası etkilerini öğrenmek için mutlaka doktorunuza başvurmanızı veya internetteki tarafsız kaynakları incelemenizi öneririz. Çünkü ortam kokularının sağlığınıza zararını hemen hissedemeyebilirsiniz, yani olumsuz bir etkisi olacaksa bunun ileride ortaya çıkması söz konusu olabilir. Bu yüzden de ilk başta herhangi bir sağlık sorunu belirmediğinde, hiçbir sorun olmadığı yanılgısına kapılmayın. Her geçen gün sağlıkla ilgili alınan ek tedbirler ve artan farkındalıklarla, gaz ve dumanla taşınan kokuların popülaritesinin ve kullanım alanlarının azalacağını düşünüyoruz.
 
Solunum organları yaşla geliştiğinden bebek ve çok küçük çocukların ortam kokularına maruz kalması sakıncalıdır, istisnasız hiçbir markayı önermiyoruz. Rahatsızlıklarını her zaman kolaylıkla anlatamadıklarını da ayrıca hatırlatmak isteriz. Hamilelerin ve astım hastalarının da ortam kokularından olumsuz etkilenebileceklerini söyleyelim. 
 
Bunlarla beraber, bütün markaların ürünlerinin alerjiye neden olma ihtimali bulunur; kullanılan içerikler, kullanan kişiye göre kimilerinde alerjik reaksiyona yol açabilir. Alerji konusunda “kesinlik” söz konusu değildir. Tam tersi de mümkündür, yani alerjiniz olduğu halde bir markanın ürünü size alerji yapmayabilir. Zaten bu yüzden de mevzuat, istisnasız tüm markaların etiketlerine; “alerjiye sebebiyet verebilir” ibaresinin eklenmesini zorunlu kılmıştır. Bu sebepten, kullandıktan sonra istenmeyen bir sonuç alabileceğinizi mutlaka göz önünde bulundurarak markanın açık ürün iade garantisi verip vermediğini öğrenmeniz, menfaatinizedir. 
 
Yukarıdakilere ek olarak farklı bir uyarımız da; koku makinesinde sadece bu cihazlarda kullanılmak üzere üretilmiş ürünleri kullanmanız gerekir. Bulaşık ve çamaşır deterjanı gibi temizlik ürünleri ile kolonya ve parfüm gibi kozmetik ürünleri bu cihazlara kesinlikle uygun değildir. Çünkü ortam kokulandırma ürünleri, ilgili mevzuatın gerekliliklerine göre üretilirler. Dolayısıyla bir ürünün kokuyor olması, onun ortam kokusu olarak kullanılabileceği anlamına gelmez. Her ürün grubu kendisi ile alakalı mevzuat yükümlülüklerini karşılamak zorundadır. Bu sebeple ürünleri kendi amacı dışında hiç kullanmayınız. Bu kural sağlığınız için göz ardı edilemeyecek kadar kesin önem arz eder.
 
Tüm yazdıklarımız, herhangi bir marka ayrımı yapılmaksızın tüm ortam kokusu markaları için geçerlidir, doktorunuza danışarak da bunları teyit edebilirsiniz. 
 
Peki, o zaman evinde böyle bir durumu olanlar, kötü kokular için ne yapmalıdır? Bunun için şöyle bir yöntem uygulanabilir: Maruz kalınca etkilenecek kişi evde yokken ortam kokuları kullanılabilir ve o kişinin gelmesine belli bir süre kala ürünler kapatılıp kaldırılarak, ortam iyice havalandırılabilir. Ayrıca tatilleri de fırsat bilin, evden çıkmadan önce tekstil kokusuyla; perdeden ayakkabı içine, halıdan nevresimlere tüm evdeki tekstilleri sanki ilaçlıyormuş gibi kokulandırıp, keyifle yolculuğa çıkın. Bahsettiğimiz bu yöntemlerle kimseyi rahatsız etmeden, eve sinen kötü kokulara etkili bir çözüm getirmiş olursunuz. 
 
Zararlılık ve zararsızlık kavramlarını biraz daha açmakta fayda var. Bu kavramlar aslında ürüne, kullanım yoluna, kullanım amacına ve kullanıcı grubuna göre değişir. Örnek vermek gerekirse günde 2-3 litre içilmesi gereken, hayatın temeli olan su, günde 10 litre içildiğinde hayatı tehdit etmektedir. Veya 2-3 litre suyu 24 saatte içmek sağlığımızı olumlu yönde etkilerken 15 dakikada içmek hayatımızı tehdit eder. Yine 2-3 litre su 1 günde yetişkin bir insan için sağlıklı iken, 1 yaşında bir bebek için zararlıdır. Bu anlayıştan yola çıkarak ürünlerde kullanılan hammaddeler; kullanım yerleri, miktarları, kullanıcı grubu göz önünde bulundurularak güvenli bileşenler seçilmesi üreticinin ve/veya markanın sorumluluğundadır.
Son olarak iki varsayımımı da sırası gelmişken sizinle paylaşmak isterim. Bebek ile ebeveyn arasında en güçlü iletişim kanallarından birisi koku olduğu için farklı tüm kokular bu iletişimi engelleyecektir. Dolayısıyla yoğun bir yemek kokusunun bile bu özel iletişime zararı dokunabilir. Şöyle düşünün, bebek annesini bir figür olarak değil de kokusundan daha iyi ve kolay tanır; anne de gözleri kapalı olsa dahi bebeğini kokusundan seçebilir. Eğer bebek yoğun bir yemek kokusunun hâkim olduğu bir ortamdaysa ve de annesinin kollarında değilse, bu baskın koku anne kokusunu almasını engelleyeceğinden, annesinin hemen yanında olduğunu fark edemeyebilir. Benzer durum, anne üstüne parfüm sıktığında da yaşanacaktır. Annesinin varlığı ile yaşadığı bu belirsizlik hali bebek için bir yalnızlık problemi yaşatabilir. Tabii bu varsayımda mesafe en önemli etkendir. Kucakta buram buram anne kokarken değil de kokusunu alabileceği bir uzaklıktayken (mesela aynı odada yan yanayken) farklı bir koku bu iletişimi kesebilir. Bebeğiniz sebepsiz yere ağlıyorsa ortamda yoğun bir koku olup olmadığını bir kontrol edin derim. Düşüncem; “Anne kokusunu alamaması, bebeği açlıktan daha çok ağlatır. ” Bu durumda tam tersi de mümkün; devamlı ağlayan veya uyku problemi çeken bir bebeğe, annesinin kokusunu alabileceği materyaller (gecelik, bluz vb.) koklatılmasının çözüm olduğu gözlenmiştir. Annesiyle iletişimi hiç kesmemiş olsa dahi, evdeki çok yoğun yemek kokusu, bir bebeğin koklama kapasitesinin çok üstünde olacağı için, onu rahatsız edip, sebepsiz yere ağlatabilir. Bu varsayımımdan yola çıkarak; sevdiğimiz veya sevmediğimiz koku aileleri belki de bebeklik döneminde nadir veya aşırı maruz kaldığımız kokularla ilişkili olabilir. Örneğin gül kokusunu sevmiyorsanız, belki de bunun nedeni; bebekken annenizle koku iletişiminizi kesen yoğun kullandığı gül kokulu bir parfüm olabilir.

Bebek ile ebeveyn arasında en kuvvetli bağlardan bir koku demiştik. Bebeğin uzun süre yaşadığı konforlu alanla vedalaşması, gelecekte hiç hatırlamasa da, bir travmaya sebep oluyor. Bu huzursuz ayrılık, çabucak anne kucağında sona eriyor. Prematüre ya da hasta olarak doğmuş bebeklerde ise süreç maalesef farklı gelişiyor. Gelişimlerini tamamlayana kadar kuvözde kalıyorlar. Bu dönemde annelerinden uzak, profesyonel bakım görüyorlar. Yaşanan travma üstüne bir de anne sevgisinden, özellikle de anne kokusundan mahrum bakımın olumsuz etkisi olduğunu düşünüyorum. Anne kokusunun önemine yukarıda değinmiştik. Bu zor ve yalnız dönem eğer anne kokusu ile desteklenirse, başarı oranlarının çok artacağını sanıyorum. Teknik olarak nasıl mümkün olabilir hiçbir fikrim yok, fakat steril ortam sağlamak şartıyla; kuvöze anneyle birlikte girmek, annenin saçlarını ya da sutyenini veyahut ikisini de her gün kuvöze koymak, hatta baba kokusunu da eklemek belki çözüm olabilir.

Derleme Bilgiler:
  • Sinir sistemimizde, hasara uğradıkça devamlı yenilenen yegâne hücreler, koku ve tat alma hücreleridir.
  • Koku duyumuz 24 saat boyunca hiç durmadan çalışır.
  • Koklama yeteneğimiz doğuştan geldiği gibi zamanla da gelişebilir.
  • Koku sektöründe profesyonel olarak çalışanlar normal bir insandan farklı olarak yaklaşık yüzlerce değişik koku çeşidini ayırt edebilirler.
  • Duyma ve görme engelliler, duyma ve görme engelli olmayanlara nazaran daha iyi biçimde koku alıp ayırt edebilirler.
  • Yaşlandıkça koklama yeteneğimizde azalmalar ve tenimizin kokusunda belirgin değişimler olabilir.
  • Koku alamama hastalığına “anozmi” adı verilir.
  • Parfüm kelimesi, Latince “per fumum” yani mealen “dumanla gelen” anlamına gelen kelimeden türemiştir.
  • Parfüm yapma sanatı eski Mezopotamya ve Mısır’da başlamış olup daha sonrasında Persler ve Romalılar tarafından geliştirilmiştir.
Konumuzla tam alakası olmasa da bazı kokuların, hayvanlar üzerindeki etkilerini de paylaşmak istiyoruz. Yöntemleri test etmedik sadece araştırdık; ucuz, pratik ve en önemlisi doğaya zarar vermeyen çözümler. Geçerli olduklarını temenni ederiz.
  • Türk kahvesini yakınca, kokusu arıları uzak tutuyormuş. Teknelerde bu yönteme sıklıkla başvuruluyor.
  • Karınca ve hamam böceğinin narenciye kokusundan rahatsız oldukları söyleniyor.
  • Örümcekler ve benzeri bazı böcekler, çürük devekuşu yumurtası kokusundan kaçıyorlarmış. Eskiden camilere bu yüzden deve kuşu yumurtası koyulurmuş.
  • Sivrisineklerle baş etmek için sitronella (limon otu) kokusu öneriliyor. Yazın sitronella kokulu mumlar bu yüzden yakılıyor.

Kokulandırma Prensipleri

Siteden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak, çerez politikasını kabul etmiş sayılırsınız.

Kabul